Osmanlı İmparatorluğunun şaşalı ve dillere destan TUĞRAsına hepimiz aşinayızdır. Peki TUĞRA neden kullanılmıştır, ne anlam içermektedir ve ilk kim tarafından kullanılmıştır? Yüzyıllarca bir kıtaya hükmeden bu büyük imparatorluğun, göze fazlasıyla hitap eden imzasını biraz yakından inceleyelim.

İlk olarak Osmanlı Tuğrasının anlamına bakalım. TUĞRA padişahın ve babasının isminin bulunduğu imza olarak tanımlanmaktadır. Farsça’da nişan/işaret anlamına, Arapça’da ise “Tekvi” yani “iz bırakma” anlamına gelmektedir.

"Orhân bin 'Osmân" Orhan Gazi'nin Tuğrası...

“Orhân bin ‘Osmân” Orhan Gazi’nin Tuğrası…

Osmanlı Tuğrası ilk olarak Orhan Gazi tarafından kullanılmaya başlanmıştır. Osmanlı Devletinin kurucusu olan Osman Bey’e ait TUĞRA bulunmadığından 35 padişahın TUĞRA kullandığını görüyoruz.

Devletin evrak işlerinde kullanılan bu imzaların hükümdarın yanı sıra şehzade, vezir-i azam, vezir, beylerbeyi, sancak beylerinin de devlet işlerinde kullanması için TUĞRA yerine de geçen PENÇE diye adlandırılan imza yerine geçen alametler kullandıkları görülmektedir. PENÇEyi TUĞRAdan ayıran özellik pençeler de tek, tuğralarda ise çift kavisin yer almasıdır.

TUĞRAnın kısımlarını inceleyecek olursak:
tugra-kisimlari-gorselSere (Kürsü): Tuğranın en altında bulunur, asıl anlamın bulunduğu bölüme verilen isimdir. Burada padişahın ismi, babasının ismi, sahip oldukları ünvanlar, el-muzaffer daima duası bulunur.
Beyzeler: Tuğranın sol tarafında yer alan ve iç içe iki kavisli bölüm kısımından oluşan yerdir.
Tuğ’lar: Tuğranın üstünde yer alan “elif” harfi şeklindeki yukarı doğru uzanan uzantılara denilmektedir.
Zülfe: Tuğların yanında yer alan flama şeklinde kavislere denilmektedir.
Kollar(Hançer): Beyzeleri takip eden paralel uzantılara denilir. Padişahların sağ üst köşelerinde “mahlas” şeklinde sıfatı da yer almaktadır.

TUĞRAnın devletin çeşitli resmi işlerinde kullanılmasının yanı sıra hat sanatını da fazlasıyla süsleyerek günümüze kadar geldiğini söyleyebiliriz. Öyle ki; günümüzde resmi işlerde maalesef kullanılmamasına rağmen görsel olarak kullanıldığını ve günlük hayatımıza görsel bir katkıda bulunduğunu görmekteyiz.
Bu güzel ve gösterişli TUĞRAnın 15 Haziran 1927 tarihinde kaldırılmasıyla ilgili kanun hazırlanmıştır ve resmi işlerden kaldırılmıştır.