Nasıl Başladı?

Suzuki Motor Şirketi, Japon bir pamuk çiftçisinin oğlu olan Michio Suzuki tarafından kuruldu.

Michio, genç yaşlarında girişimciliğe bir marangoz atıldı. 1909 yılında yani henüz 22 yaşındayken pedallı bir tahta dokuma tezgahı üretti ve ürününü satmaya başladı. Suzuki Dokuma Tezgahı Firmasını kurdu. İşler yolunda gitti sipariş stoğu büyüyordu ve Michio Suzuki makinesini ipek endüstrisi için daha da geliştirdi, çok daha sofistike makineler geliştiriliyordu ve işlerde patlama yaşandı. Michio Suzuki işini borsa ile tanıştırmak istedi. Suzuki Dokuma Tezgahı Üretim Şirketi, yatırımları için gereken sermayeyi almıştı ve şirket artık hızlı şekilde büyüdü.

Araç Üretimine Başlanması

İkinci Dünya Savaşı’ndan önce Japonya’da neredeyse hiç motosiklet veya otomobil üreticisi yoktu. Suzuki otomobil işine girmeyi düşündü. Japonya’ya yıllık olarak 20.000 araç ithal ediliyordu fakat küçük iş araçlarına olan ihtiyacı karşılayamıyordu. Michio Suzuki market açığını gördü ve ilk hareketini yaptı.

1938’de Suzuki, Austin Seven‘a dayalı ilk prototip aracını üretti. Suzuki araştırma ekibi İngiltere’den bir Austin satın aldı, demonte edip üzerinde çalıştı ve birkaç ay sonra 737cc‘lik İngiliz aracının bir kopyasını üretebilecek hale geldi. Ama kötü bir zamanlamaydı. Japonya zaten savaşa hazırlanıyordu. Proje terk edildi ve Suzuki’nin versiyonu olan Austin Seven hiç bir zaman seri üretime geçmedi.

İlk iki tekerli motorlu araç üretimi

Bir hikayeye göre bisiklete motor takma fikri, Sonbaharda bir balıkçılık gezisinden eve bisikletiyle dönen Michio Suzuki’nin oğlu, Shunzo‘nun fikriydi. Hiçbir amaç gütmeden sırf kişisel keyif için Shunzo, çizim tahtasına gitti ve kendi bisiklet motorunu tasarladı.

1951 Kasım’ında Suzuki Dokuma Tezgahı Üretim Şirketi’nin mühendisleri bisiklete takılabilen bir motor tasarlamaya başladı. 36cc Power Free motorundan önce, Suzuki tarafından Atom adı verilen bir prototip üretilmişti. Atom hiç bir zaman seri üretime geçmedi.

Motosiklet değil Motorlu Bisiklet!

Suzuki’nin yüksek kaliteli motorlu bisikleti Japonya’da öne çıkmasını ve büyük bir darbe indirmesini sağladı. Motor, 36×36 mm kare piston-port iki-zamanlı bisiklet şasisinin arasına pedalların üstüne yerleştirilen bir motordu. Bisiklete gücünü normal pedal zinciri üzerinden vermekle beraber, sürücünün motor çalışırken serbest pedal çevirmesini sağlayan özel bir zincir gerektiriyordu.

Motor aynı zamanda pedal ile desteklenebiliyor veya tamamen sökülebiliyordu. Sistem o kadar yaratıcıydı ki yeni demokratik hükümetin Patent Ofisi Suzukiye motosiklet araştırmasını sürdürmesi için finansal destek sağladı. Power Free, 1951’in sonlarına doğru piyasaya sürüldü ve sadece birkaç ay markette kalıp  esasen geliştirildi.

Rakiplerinin çoğunun aksine, Power Free, ordu fazlası veya başka patentli motorlar kullanmak yerine tamamen Suzuki tarafından üretiliyordu. Suzuki, karbüratör ve volan manyetosunu bile kendi üretiyordu. Suzuki’nin motorlu bisikletlerle olan ilgisi 1959’da tamamen sona erdi. O zamandan sonra 50cc altı motorları genellikle sabit ayaklıklı motorlar oldu.

Suzuki’nin amblemi

Suzuki amblemi, 300 güzel sanatlar akademi öğrencisini katıldığı bir tasarım yarışmasıyla ortaya çıktı. Firma yetkilileri, Uzlaştırıcı buldukları büyük S harfini, yüzlerce amblem arasından seçti. Amblem, 1961 yılından bu yana Suzuki markasını temsil ediyor. 1990 yılında Şirketin ismi Suzuki Motor Corporation olarak değişti.

Suzukiyi popüler yapan bazı olaylar

Doğu Alman binici Ernst Degner ile, 50 cc sınıfında İngiltere’de yapılan TT yarışında şampiyon oldu. 1981 yılında Motocross Grans Prix 500 Şampiyonasını Suzuki 6. defa kazandı. 1982 yılında World Road Race Grand Prix 500 yarışında şampiyonluğu kazandı. 1984 yılında Grand Prix 125 yarışında şampiyon oldu.

Hayabusa!

Hayabusa göklerdeki en hızlı ve en yırtıcı kuş. Günümüzdeki motosiklet severlerin koleksiyonlarına katmak istediği motorlar arasında kısmen başı çeken bu motosiklet bu kadar özel olmasını, 300 km/s hızı geçebilen ilk seri üretim motosiklet olma özelliğine borçludur.

Hayabusa modelinin ilk çıktığı zamanlarda 300 km hızı geçebilen motor yok muyu derseniz, evet vardı ancak bu motorlar bir fabrika tarafından seri üretim halinde değildi hepsi üzerlerinde değişiklik ve modifiye bulunduran makinalardı.

Adına şarkılar yazılan Hayabusa soygun gibi kötü amaçlar için de kullanılmış olsa da motosiklet sevenlerin asla sevgisini ve saygısını kaybetmemiştir. Kawasaki’nin ürettiği H2R modeli her ne kadar daha hızlı olsa da Hayabusa motosiklet tutkunlarının ilk göz ağrıdır.