Orta Doğu’nun İncisi: Petra Antik Kenti

M.Ö. 400’lü yıllarda Ürdün’de hüküm süren Nebati Krallığı tarafından inşa edilen ve gizemli bir şekilde yüzyıllarca uyuyan Petra Antik Kenti, 1812 yılında İsveçli bir gezgin olan Johann Burckhardt tarafından keşfedilmiştir. Kırmızı çöl kayalıklarının oyulmasıyla oluşturulan kent, UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’nde yer almaktadır.

Petra’nın Önemi

Ürdün’de yer alan Petra Antik Kenti‘nin geçmişi M.Ö. 400 yılına dayanıyor. Petra Antik Kenti, M.Ö. 400 ila M.S. 106 yılları arasında Nebatiler’in başkenti konumundaydı.

100 kilometre alana yayılan Petra Antik Kent‘in ilk yapım amacı halen sırrını korumakta. Ancak son araştırmalar Petra’daki El-Hazne altında gizli bir bölüm olduğunu, burada kral mezarlarının yer aldığını kesin bir biçimde ortaya koymuştur.

Petra Antik Kent’teki tiyatro, tapınak, yerleşim alanı vb. gibi tüm yapılar kireç taşından oymadır. Blok kaya parçalarına oyulan tapınak, amfi tiyatro, mezarlar ve rölyefler Petra Antik Kenti’nin karakteristik özellikleridir.

Dünya Kültürel Miraslar Listesine girdi

7 Temmuz 2007 yılında açıklanan Dünyanın Yedi Harikası listesinde Petra Antik Kenti de yer aldı. Ayrıca bu listedeki bir diğer dünya harikası Peru’daki Machu Picchu ile kardeş şehirlerdir. Petra Antik Kenti, ayrıca 6 Aralık 1985 yılından bu yana da UNESCO Dünya Kültürel Mirası listesinde koruma altında bulunmaktadır.