LEYLEKLER

Kızımla birlikte izleyebilelim diye bir animasyon seçtik. Afişi bebeklerle ve leyleklerle doluydu. Kızım da bebeklere hasta… En sevdiği reklamlar bez reklamlarıdır. Hep “Anne bak bebek gülüyo…” ” Anne bak bebek ağlıyo…” diyerek izler. Bu animasyonu seveceğimizi düşündük. Neyse…

Animasyon leyleklerin bebek getirmeleri masalı üzerinden hareketle yapılmış. Yıllar önce bebek taşımacılığı yapan leylekler bu işin çilesinden ötürü telefon falan ulaştıran bir kargo şirketi kurarlar. Ama hala bebek üretme fabrikası duruyordur. Anne babası sürekli çalışan bir çocuğun yalnızlıktan kurtulmak için kardeş istemesi ve leyleklere mektup yazmasıyla macera başlar. Gerisini merak edip izleyecekler için bırakalım gizli kalsın.

Animasyon iş ile aile arasındaki dengeyi kurmanın önemi, bir aileye sahip olmamanın kişide yarattığı aidiyet duygusu boşluğu, kariyerin değil mutluluğun daha önemli olduğu gibi bir sürü çıkarımlar içeriyor.

Sevmediğim nokta; Animasyonun sonuna doğru bir surü bebeğin bir sürü aileye dağıtımı sahnelerinde bir anlık da olsa eşcinselliğin normalliğinin dayatılması oldu. Dağıtılan bebeklerden kimi iki erkekten oluşan aileye kimi iki kadından oluşan aileye  teslim ediyordu. Benim eşcinsellerle ilgili bir sorunum yok. Ancak eşcinselliği psikolojik ve dayatılan bir rahatsızlık olduğunu düşünüyorum. Çünkü bence cinsel tercih meselesi değil, içinde bulunduğu benden ve ait olduğu cinsten memnuniyetsizlikle ortaya çıkan bir hastalık. Bu durumun çocuklarımıza normal sağlıklı bir durummuş gibi dayatılmasına karşıyım. Aile denen kurumun temellerini yıkma çabası olarak algılıyorum.  Tabi sözlerim ruhsallıktan çok fiziksel olarak bu durumu yaşayanlar için değil!…

Sonuç olarak güzel bir animasyondu. Ama 26. kareyi düşününce çocuklarımızın dimağında sadece o sahne ne kadar yer bulur diye sorarsanız bilemeyeceğim… İsterseniz çocukları izletmeyin. Ya da sadece o sahneyi kesip atın…