GEZGİNDEN ANILAR – 2. Bölüm

  • Burcu AKSOY

İSTANBUL

Bakıldığında kocaman bir şehir ama sizi her geçen gün içinde boğan bir şehir aynı zamanda.

Her zaman boğuk bir havası yoktur eğlenmek istediğinizde sınırsız bir alana sahip.İster gündüz ister gece kendinize uygun eğlenceyi bulabilirsiniz.

İstanbul’u bilen bilmeyen herkese tanıtalım o halde

1- ŞİLE

Doğanın içinde denizin dibinde hem tatillik hem de normal yaşamınızı sürdürebileceğiniz bir küçücük kent. Kendinizi sanki Egenin bir şehrinde zannedebilirsiniz zira bana öyle oluyor. Bitmek bilmeyen kumsalını mı anlatayım. Berrak denizinden mi bahsedeyim. Aktiviteli su sporlarını mı sayayım bilemedim. Hem İstanbul’a çok yakın hemde kafa dinleyeceğiniz bir kent. Akşamları barları , cafeleri, clubları hatta en sevdiğim beach clubları , ailecek olsun başım ağrımasın derseniz eğer her akşam gidebileceğiniz bir yürüyüş yolu var ve hediyelik bir çok şey satıyorlar tavsiyem şile bezinden yapılmış kıyafetler. Şile kalesini görünce hemen resim çekmek isteyeceksiniz. Benim tavsiyem fotograf çekindikten sonra Fusha club’a gidin bir kaç kadeh tokuşturun 🙂

Club’a gitmem diyorsanız da Şile fenerine gidin orada güzel küçük balık restoranlarında bi güzel ziyafet edin. Afiyet olsun.

Yaza merhabamı hep şileye giderek başlarım bir kaç gün kaçamak yaparım . İnsana huzur veriyor. Mümkünse resmi bayram tatillerinde gitmemeye özen gösterin

2- Ağva

Küçük bir kent ama her şey yakınınızda çarşısı,pazarı, dükkanları, butik otelleri, cafeler. Şileye nazaran çok dalgalı ama öğleden sonra oluyor genelde sabahları uykumdan feragat ederim biraz da soğuk sudan bir şey olmaz diyorsanız. ( Buz gibi şaka yaptım ben o riske attım kendimi 🙂 Termosunuza çay, kahvenizi koyun bomboş sahil çarşaf gibi su dilediğiniz gibi yüzün kimsecikler yok ( Herkes benim gibi deli değil maalesef bazı şeylerin güzelliğini kaçırıyorlar ) Otelde falan kalmayın ben pansiyonda kalmayı seviyorum isterseniz çadır kurulabilecek yerler de var . kahvaltınızı denize karşı yapın tadını çıkarın bazı şeylerin .

3- Garipçe Köyü

Herkes bilmez herkes de gitmez daha popüler olmadı kulaktan kulağa söyleniyor 🙂 İstanbul kıyı şeridinde yine bir küçük kent yeni bir İstanbul köprüsü kondu ama aman aman araç geçmiyor. O yüzden benden duymuş olmayın çok güzel bir yer özellikle orada yaşayan kasabalı insanları çok cana yakın ağaçlarındaki dutlardan ikram ediyorlar. Balık tutmayı biliyorsanız mutlaka gidin. Plajları çok dalgalı ve soğuk karadeniz suyu ne de olsa. Garipçe kalesini görünce kendinizi bambaşka bir tarihte hissedeceksiniz ( En azından ben öyle hissettim ) Çok seveceksiniz. hem tarihi hem denizi hem sıcak insanlarını. Kahvaltı etmek için çok güzel bir kent. Az öz insan diyorsanız biraz buralara kaçın 🙂

4- Taksim- Eminönü-Cihangir-Beyoğlu

Eski eğlence mekanı şimdilerde çok fazla bir esprisi olmayan ama yine de İstanbulluların kopamadığı ilçe unvanı onda. Benim tavsiyem hala kıyısında köşesinde düzgünce eğlenebileceğiniz gece mekanlarına bir gidin. İstiklal caddesinde o meşhur bir aşağı bir yukarı yürüyüşünüzü yapın. Nevizade , gezi parkı, çiçek pasajı, kiliselerine bir göz atın. Sanata ilgi duyanınız varsa ( benim gibi) Pera Müzesine, İstanbul Modern Sanat Müzesine mutlaka uğrayın ! Galata kulesine çıkın. Cihangirin sokaklarında dolaşın aşağı doğru ilerleyip Galata kulesi oranında aşağısı Eminönü’ne yürüyün turşu suyu için balık ekmek yiyin . Hatta Sultanahmetten başlayın aşağı doğru yürüyün asla kaybolmazsınız merak etmeyin en sonunda denize ulaşacaksınız.

5 – Beşiktaş

Daha aşılara gidiyoruz. Paten , kay kay, bisiklet şovu yapan gençleri izleyelim . Boğaza karşı oturalım ama martılara simit atmayalım 🙂 Biraz fazla kalabalık her zaman gitmediğim bir ilçe olduğu için arada eğlenmek isterseniz gidilebilecek bir yer olduğu için yazmak istedim. Bir çok müzeye ev sahipliği yapıyor kendileri. Ama Yıldız Parkını seveceksiniz.Ağaçtan ağaca koşuşan sincap görebilirsiniz.

6 – Adalar – Büyükada, Kınalıada, Heybeliada, Burgazada, Sedef Adası …

Tüm adalara bayılacaksınız ama benim favorim Sedef adası.

Hepsini ayrı ayrı anlatmak istemiyorum bu bilgileri her yerde bulabilirsiniz. Tavsiyelerim olabilir . Yazın sıcakta kesinlikle Büyükadaya gitmeyin hem güneş hem de insan çarpıyor. Bir de onun geri dönüş macerası var tam bir yaşam mücadelesi. Diğer adalar daha keyifli oluyor klasik bir şekilde bisiklet kiralayın , sepetinize biraz sebze meyve , bol bol su çok ihtiyacınız olacak. Geze geze gidin tepelikleri çok biraz bacak kası yapacaksınız ama zirveye ulaştığınızda eşssiz manzara karşısında nutkunuz tutulacak. Güzel de bankları var bol bol oturun size kimse zorla bir şey satmaz , kimse karışmaz. Eskisi kadar plajları temiz değil yalan söylemeyeceğim ya da pohpohlamayacağım. Maalesef eskiden gittiğim plajları şimdilerde berbat insanlarda yobazlaşmış aslında turistler ve bazı insan tiplemeleri. Azınlık olarak kaldık aralarında 🙁

Bir istanbullu olarak İstanbuldan memnun değilim. Çok yoğun bir hayatı var kaçamak yapmak için gittiğimiz yerler var ama onunda belli bir mesafesi var hep yolda olmak zorundasınız. Hadi çıkıp gezeyim dediğinizde binlerce km hesabı yapmanız gerekiyor. Aşırı kalabalık ve insan topluluğun en çok olduğu bir şehir ne kaçabiliyorsunuz ne de durabiliyorsunuz. Bu bölümde size benim gözümde İstanbul’un güzel yanlarını anlatmaya çalıştım ama buralar bile bir çok yere uzak benden tavsiye sadece canınız gezmek isterse yazın gelin 🙂