BEYAZ DİŞ Kitap Kritiği ve Özet

Gözünü karanlık bir mağarada dünyaya açmıştı bu gri renkli kurt. O zamanlar dünyası sadece bu mağara ve ailesinden ibaretti. Aslında bu mağaranın acımasızlıkla, zorluklarla dolu koca bir dünyanın küçük bir parçası olduğunu anladığında çok şaşıracaktı.

Bir kıtlık zamanında doğdukları için kardeşleri ve Beyaz Diş oldukça zayıftı. O, kardeşlerinin açlıktan birer birer ölümüne şahit oldu. Babası da bir yaban kedisiyle mücadeleden sağ çıkamayınca annesiyle yapayalnız kaldılar. Küçük ve zayıf bedeniyle hayatı tanımaya çalışırken birçok zorluktan onu annesi kurtarıyordu. Annesi korku bilmez bir savaşçı gibiydi ve o, annesinin kucağında her zaman güvendeydi.

İşte bu yüzden İnsanlarla ilk karşılaştıklarında hem şaşırdı hem de hayal kırıklığına uğradı. Çünkü annesi o yaratıkların karşısında hemen boyun eğmiş hiç direnmemişti. Annesinin bu davranışını o yaratıkların ancak Tanrı olabileceğine yorumlamıştı Beyaz Diş.

Kitap Hakkında Düşüncelerim

Zaman içinde bu Tanrıların ne kadar zalim olabileceğini görecek, kendine yapılan eziyetlerle onlara boyun eğse bile bir o kadar da kinlenecek, kinlendikçe vahşileşecekti. Sevgiyi tatmadan, sadece ödül ve ceza ile tanışmış bir kurt için bu kaçınılmaz bir sondu zaten. Başına gelen türlü acınası olaylardan sonra, sonunda bir gün onu çok sevecek, ona merhamet ve şefkat gösterecek bir insana, kendi deyimiyle Tanrıya rastlamıştı. Yeni sahibine alışması ve güvenmesi zaman alacaktı ama sonunda ona güce boyun eğme dürtüsü ile değil, sevgi ile bağlanacaktı.

İşte böyle duygulu bir roman Beyaz Diş. Kitap, sevginin gücünü ve bir varlığa nasıl da iyi geldiğini kanıtlıyor. Aslında bu kitabı çocuklarım için almıştım fakat onlardan önce ben okuyuverdim. İyi ki de okumuşum, çünkü; onların yaşına uygun olmadığını düşündüm kendimce.

Beyaz Diş henüz yavru iken avlanmayı öğrendiği sıralarda avladığı bir yavru gelinciği parçalarken duyduğu haz ve yazarın bu olayla ilgili ayrıntılı betimlemeleri beni daha ilk sayfalarda endişelendirdi. Tabi bununla bitmiyor. Devamında insan ırkının ne denli vahşileşebildiği ve acımasızlığın nasıl da dibine vurduğuyla yüzleşiliyor. İşte bu sebeple bana sorsanız lise düzeyi bir kitap derim. Bunu bir annenin çocuklarına dövüş, vahşet içeren çizgi filmleri seyrettirmemesi gibi de düşünebilirsiniz.

‘Weedon Scott, Beyaz Diş’i kurtarma görevini, daha doğrusu insanların yaptığı kötülükten kurtarma işini üstüne almıştı. Bu bir ilke ve vicdan sorunuydu. İnsanların kötülüğüne uğrayan Beyaz Diş’i evcilleştirmenin ödenmesi gereken bir borç olduğunu düşünüyordu. Onun için bu savaşçı kurta gerektiğinden fazla sevgi göstererek işine devam etti. Her gün Beyaz Diş’i uzun uzun sevip okşamayı bir amaç bildi.’ “Alıntı”

Şule AKBULUT