AŞK’IN FELSEFESİ

  • Burcu AKSOY

Aristofanes’in söylediğine göre ilk insanlar hem iki cinsin cinsel organlarıyla hem de iki yüz, dört el ve dört bacak ile donatılmışlardı. Bu ucubevi yaratıklar yanlamasına ve çok hızlı hareket ediyorlardı, ayrıca çok da güçlülerdi. O kadar güçlülerdi ki tanrılar onların üstünlük kuracaklarından endişelenmeye başladılar. Aşk her insanda mevcuttur, aslımızdaki diğer yarımızı arar, iki kişiden bir kişi yapmaya çalışır ve insanın doğasından kaynaklanan yarasına ilaç olur. Her birimiz bir bütün insanın eşleşen yarılarıyız ve her birimiz bize uyacak o diğer yarımızın arayış içindeyiz.

İnsanları güçsüzleştirmek isteyen Yunan tanrılar kralı Zeus bu yaratıkları ikiye bölmeye karar verdi ve oğlu Apollon’a bölünen yaratıkların yüzlerini kesik tarafa çevirmesini emretti ki böylece her bir kişi kesilip ayrıldığını görmüş olacak ve düzen sağlanmış olacaktı. Eğer ki insanlar yine bir tehdit oluşturacak olurlarsa, Zeus onları yine kesip bölecek ve böylece tek ayak üzerinde zıplamak zorunda kalacaklardı.

Bölünmüş insanlar sefil bir haldeydi, der Aristofanes: “Her biri diğer yarısının hasreti içindeydi; bu yüzden, birlikte tekrar büyüyebilmek için birbirlerini sarıp sarmalarlardı.”

Sonunda Zeus bir nebze merhamete geldi ve insanların cinsel organlarını ön tarafa getirtti ki sarılarak biraz tatmin elde etsinler.

Aristofanes’in daha sonraki açıklamasına göre, bölünmüş bu insanlar “birbirlerinin içinde değil, tıpkı ağustos böcekleri gibi tohum döküp çocuk yaptılar.”

Platon’un Symposion’undaki karakterlerin aşkla ilgili söylevlere ve içki âlemine daldıkları yerde Aristofanes’in esere katkılarını görürüz.

Platon’un Aristofanes’e en garip söylevi icra ettirmesi, kasıtlı yaptığı bir şey. Zira Aristofanes Yunan kadınların artık savaşa gitmesinler diye kocalarıyla cinsel birlikteliklerini keserek bir nevi greve gittikleri meşhur oyun Lysistrata’nın yaratıcısı meşhur güldürü yazarıdır.

Aristofanes, “birbirimize aşık olmaktaki isteğin kaynağı”nı konuşmasında açıklamış olduğunu ifade ediyor:
“Aşk her insanda mevcuttur, aslımızdaki diğer yarımızı arar, iki kişiden bir kişi yapmaya çalışır ve insanın doğasından kaynaklanan yarasına ilaç olur. Her birimiz bir bütün insanın eşleşen yarılarıyız ve her birimiz bize uyacak o diğer yarımızın arayış içindeyiz.“

Neden aşkı ararız?

Aristo’nun açıklamasına göre insanlar gerçek olmayan veya tam bir tatmin sağlayamayan zevkler arama konusunda ısrarcılardır. Bu sahte cazibeler maddi eşyaları, gücü ve şöhreti de içerir. Bu tarz amaçlara adanmış bir hayat acınası bir durumdadır ve boştur.

ETİKETLER
  • akyusuf
    3 hafta önce

    Aristo’nun son paragrafının altına ben de imza atıyorum. Diğerleri fasa fiso! Aşk ile sevgi birbiriyle karıştırılıyor, oysa ikisi çok ayrı şeylerdir. Sevginin kaynağı Allah’tır. Zira O, VEDÛD’dur. Çok seven ve çok sevilen. Bize üflediği ruhta sevgi vardır. Aşk, nefsin türevidir. Seni kuşatmasına izin verirsen aklını, vicdanını, kalbini esir alır. Sarmaşık kelimesinin kökeninin aşk olduğu gözönüne alınırsa durum daha iyi anlaşılır. “Aşkın gözü kördür” sözü de bu meyanda anlaşılmalıdır.

    2